Gizli kamera uygulaması

Bu gerçek hikaye hemen herkesi ilgilendiren, ibret dolu olaylarla doludur ve Allah’ın hiç kimseye bu acıyı yaşatmamasını diliyorum. Hiç kimsenin rencide olmaması için olayın çok eski tarihli olduğu ve İstanbul’da geçtiğinden başka hiç bir bilgi vermeyeceğim ancak yazılanların tamamının doğru olduğunu söyleyeceğim.

Bir gün sekreterim telefonda çok kibar bir beyefendinin tavsiye ile bizi aradığını ve çok özel bir konuda firma yetkilisi ile mümkünse şirket sahibi ile görüşmek istediğini söyleyerek bana telefon bağladı. Telefondaki kişi gerçekten çok kibar bir bey idi ve daha önceden normal kamera sistemi hizmeti verdiğimiz çok saygın bir müşterimizin tavsiyesi ile bizi aradığını belirtti. Firmasından, yaptıkları işten bahsetti ve firmasında her hafta 800 ile 1000 Amerikan Doları arasında değişen miktarlarda para çalındığını, gizli kamera kurarak bunu yapanı bulmak istediğini ve bizden başkasına bunu yaptırmayacağını söyledi. Dikkatle anlatılanları dinledim ve aşağıda yazacağım cevabı verdim.

  • “Türksan uygulama yapmaz, sadece ürün temini yapar, teknik destek verir, uygulamayı çözüm ortaklarımız yapar” dedim.
  • Bana personelinin tamamının yıllardır yanında çalıştıklarını, hepsine çok çok fazla güvendiğini ve zaten hepsinin kendi çocuğu, akrabası, yakını yada hemşehrisi olduğunu, asıl zoruna gidenin de bu olduğunu söylemişti. Bende kendisine “efendim, bu kişiler madem bu derece yakınınız olan kişiler, gelin gizli kamera kurmayalım. Normal bir kamera sistemi kuralım (her noktayı gören eksiksiz bir sistem) herkes bunu bilsin, bundan sonra böyle bir şey olmasın. Hiç ummadığınız biri bu hatayı yapmışsa bu bilgi sizi yıkabilir” dedim. Ama beyefendi kararlı idi.
  • Gizli kamera sistemi kurmanın kanuni sakıncaları olduğunu, kişilerin isteği dışında görüntüsü ve sesinin kaydedilmesinin bazı durumlarda suç olduğunu, mahkemede bunu kanıt olarak kullanamayabileceğini hatırlattım.

Düşünmek için kısa bir süre isteyip, yeniden arayacağını söyleyerek görüşme tamamlandı. Zaten Türksan olarak gizli kamera sistemi bizim asli konumuz değildi. Stoğumuzda yangın sensörü tip gizli kamera, hırsız alarm dedektörü tipi gizli kamera ve saat veya oyuncak içine yerleştirilen pinhole gizli kamera çeşitleri vardı halen de öyle. Bu kameralar isimleri her ne kadar gizli kamera olarak geçse de standart kameralar idi.

Beyefendi ertesi gün tekrar aradı, avukatı ile görüştüğünü, gizli kamera kurmanın kendisi için bir sorun teşkil etmediğini ve bu sistemi kurdurmaya kararlı olduğunu belirtti. Firma prensibi gereği montaj yapamayacağımızı üzülerek belirttim ve çok güvendiğimiz bir çözüm ortağına bunu yaptırabileceğimi belirttim, kendileri bunu kabul etmediler. Sonuçta biz ürünleri gönderdik, kendilerinin tanıdığı, bildikleri birisine sistemi kurdurdu ve o kişiyi halen takdirle anıyorum, bize bir kelime dahi sormadan sistemi kurup çalıştırdı. Ben o birkaç gün “keşke içeriden birisi olmasa, dışarıdan biri gelip hırsızlığı yapıyor olsa” diye dua ettim.

Hatırladığım kadarıyla ürünleri göndermemizden 3 yada 4 gün sonra beyefendi yine aradı. Sesi berbat bir haldeydi ve yıkılmış olduğunu, moralinin çok bozuk olduğunu, birisiyle dertleşmeye ihtiyacı olduğunu söyleyerek beni ısrarla yemekte dertleşmeye davet etti. O günlerde gerçekten çok yoğun idim ve Beykent’ten söylediği yere gidip gelmem benim için 1 gün demekti ve çok istememe rağmen gitmedim (teklifi kabul etmedim). Konuşmamız telefonda sürdü “beni çok takdir ettiğini, benim gerçekten tavsiye ettikleri kadar büyük bir insan olduğumu” (bunları duymak benim yaşımda, benim tecrübemde biri için bile çok hoş oluyor) söyleyip, “keşke sizi dinleseydim” dedi. Ben hırsızı yakaladıklarını ve güvendiği biri çıktığını anlamıştım ama sonucu çok merak ediyordum. Korktuğunun başına geldiğini ve parayı alanın öz oğlu olduğunun ortaya çıktığını ve bu durumun kendisini yıktığını söyledi. Bu kadar bilgi dahi beni yeteri kadar üzmüştü ve doğruyu söylemek gerekirse ben bunu beklemiyordum ve başka bir şeyde duymak istemiyordum ama beyefendi anlatmak istiyordu, sanırım paylaştığı tek kişi (yada ikinci) bendim. Oğlu at yarışı yada kumar gibi bir şeye bulaşmış ve bunun maliyeti hafta 800 – 1000 USD imiş.

İşte böyle dostlarım, hayat çok zor.

Posted in Blog

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*