Bilgisayara dvr kartı takmak

Sevgili dostlarım, yaşadığım ilginç olayları paylaştığım yazılara devam ediyorum. Vakit buldukça sizlerle bunları paylaşmaya devam edeceğim. Lütfen görüş, düşünce ve önerilerinizi sayfanın altındaki yorumlar alanına eklemekten çekinmeyin. Bu olayın tarihini tam hatırlamıyorum ama 2003 veya 2004 olması lazım, bir mart ayı idi, epey kar yağmıştı ve bahçedeki karlar rüzgarla duvarın kenarında 1 metrelik tepe oluşturmuştu, yığılan karların altını oyarak mağara yapmıştık ve 3 aylık Sibirya Kurdumuz o kar evde oynamıştı.

Bu gerçek hikayemiz Mart ayında bir haftanın ilk günlerinde başladı. Pazartesi veya Salı günü Trakya’da bulunan bir çözüm ortağımız 2 adet 8 kanal dvr kart siparişi verdi. Bu elektronik mühendisi dostum – arkadaşımın firmasına 2 adet Philips chipsetli dvr kartları kargo ile gönderildi. Kargo ertesi gün ellerindeydi ve bu arkadaşım akşam saatlerinde bizi telefonla aradı.
– abi selam, başım dertte, müşterinin bilgisayarını yerinden söküp getirdim, kartları ofiste takıp, programı kurup, testleri yapıp ondan sonra bilgisayarı müşteriye götürüp sistemi teslim etmeye karar vermiştim ama saatlerdir uğraşıyorum, bilgisayar kartları tanımıyor.
– Selam, dur panik yapma, baştan başlayalım… konuşmanın burasında bilgisayara görüntü kayıt kartı kurmak için gerekli yazılım ve donanım özelliklerini birer birer konuşarak kontrol ettik. Her şey uygundu. Kartlardan biri bir ihtimal arızalı olabilirdi ama her ikisinin birden üretim arızalı olması ihtimali neredeyse milyonda bir idi. Telefonda görüşürken arkadaşım kartların yuvalarını değiştirip denedi, kartları değiştirerek denedi, sonuç olumsuz. Müşterinin bilgisayarı kartları tanımıyordu.

Biz telefon görüşmesine devam ederken müşterini bilgisayarını istediğine kulağımla şahit oldum. Bir elemanını göndermiş ve hemen istiyordu. Arkadaşıma müşterinin bilgisayarını göndermesini, kontrolü ofisindeki diğer bir bilgisayarda yapmamızı, sıkıntının dvr kartlardan mı yoksa bilgisayardan mı olduğunu tespit etmeyi teklif ettim. Arkadaşım da kabul etti. Müşterinin bilgisayarı gönderildi.

Telefonu kapattık ve arkadaşım ofisindeki uygun donanımlı bir pc ye bu kartları kurmaya başladı (aslında gözümle görmüyorum, ama böyle yapacağını ,sonra da yaptığını söyledi). Akşam oldu ve geç saatlerde (sanırım 23.00 civarı idi) arkadaş yeniden telefonla aradı ve bilgisayarın kamera kayıt kartlarını tanımadığını söyledi. Bende kendisine bunun çok zayıf bir ihtimal olduğunu, bu seri kartlardan yüzlerce satıldığını, arıza oranının sıfır olduğunu belirttim ve dilerse yarın kendisine 2 adet yeni kart çıkarabileceğimi belirttim ama ona hayatının dönem noktalarından biri olan bir teklif yaptım.

– değerli arkadaşım, 2 yıldan beri çalışıyoruz, telefonda onlarca kez görüştük, selam sabahımız var. Bulunduğun yer bir kaç saatlik mesafe. Yarın atla arabana İstanbul’a gel, hem tanışalım, bir yemek yiyelim, hem yeni ürünleri tanıtalım hemde senin bu sorununu çözelim dedim ve arkadaşımda memnuniyetle kabul etti ve ertesi gün öğleden önce Türksan’da olacağı yönünde sözleştik. Sonradan öğrendiğime göre arkadaşım gece bir kaç saat daha uğraşmış, bir masa üstü pc de daha denemiş, onda da başaramamış (not: bu arkadaşım daha önce onlarca dvr kartı alıp kurmuştu)

Ertesi gün saat 11 sularında arkadaşım kolayca ofisimize geldi. Bahçede kendisini karşıladık, sarılıp öpüşme faslından sonra yukarıda yazdığım gibi kar kulübede oynayan yavru kurdumuzu beraber sevdik, bir kaç dakika köpekle oynadıktan sonra arkadaşım arabasının bagajında dvr kartları üzerinde takılı olarak getirdiği pc kasasını aldı ve birlikte ofise gittik. Teknik servise çıktık, bir arkadaşa bu kasaya monitör, klavye takarak çalışır hale getirmesini söyledim. Biz yanında beklerken teknisyen arkadaşımız kasayı (bilgisayarı) çalışır hale getirdi ve enerjisini verip, bilgisayarı açtı. Bildiğiniz XP gecikmesi sonrası ekranda ne çıktı dersiniz “yeni donanım bulundu” Arkadaşım önceden sürücüleri yüklemeyi defalarca denediği için windows CD bile istemeden sürücüleri yüklemeyi tamamladı. Çözüm ortağı arkadaşımın kulaklarına kadar önce kızardığını son siyah mor arası bir renk aldığını gördüm ve o 25 yaşlarındaki insanın gidip yerine 70 – 80 yaşlarında çökmüş bir insan geldiği hissettim. Teknisyenim dvr programı kurulumunu yapıp çalıştırdığında görüntüyü de aldık (kameranın takılmasını anlatmıyorum). Bu son 2 – 3 dakikada teknik serviste bir ölüm sessizliği yaşandı. Baktım sessizlik çok kötüye işaret arkadaşımın omzuna atıp, bir ağabey olgunluğu ile elektroniğin çok nankör olduğunu, zaman zaman böyle şeyler olabildiğini anlatıp, onu teselli etmeye çalıştım. Ama arkadaşım çok içli idi:

– yahu ağabey, müşterime rezil oldum, adam benim bir halttan anlamadığımı düşündü, saatlerce onun bilgisayarında uğraştım, sonra ofisimde 2 ayrı pc ile saatlerce uğraştım. Bu ne demek? ben hangisine yanayım dedi ve bizden kasayı istedi. Teknisyen arkadaşım kasanın kablo bağlantıların ayırıp arkadaşa teslim etti. Arkadaşım kasayı alıp aşağı bahçeye doğru gitti. Ben kasayı arabaya bırakıp geleceğini düşüyordum ki “güümmm” diye bir metal kutu sesi duyduk. Aşağı koştum, çözüm ortağı arkadaşım bahçede bilgisayar kasasına bir tekme atmış ve kasa yaklaşık 3-4 metre ileri fırlamıştı. Durumun ciddiyetini anlamıştım ve kendisini tekrar teselli ettim, yaşadığım bir kaç olaydan bahsettim (sizlerle onları da paylaşacağım) arkadaşım kendine geldi, sohbet, yemek derken güzel bir gün geçirdik. Bu arada çok ilginçtir ki dışı oldukça hasar görüp yamulan kasanın içi hala çalışıyordu, hem XP sağlamdı hemde kamera görüntüleri hala geliyordu.

Eğitim ve bilgiye ek olarak tecrübe dedikleri şey bu olmalıydı. Bu ve bunun gibi bazı deneyimlerle bizi arayan, dertlerini, sıkıntıları anlatan tüm bayilerimizi her zaman can kulağı ile dinledik, onların söylediklerine önem verip, arada inanılmaz saçma* şeyler olmasına karşılık her önerilerini dikkate aldık.

* İnanın abartmıyorum, Ege bölgesinden bir müşteri dvr kart ile kahve pişirmek istedi! Bunu da bir başka zaman anlatacağım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir